
Kemik tümörü nedir? Belirtileri nelerdir ve nasıl fark edilir?
“Kemik tümörü” ifadesi kulağa ağır geliyor. Çoğu kişi için bu kelime doğrudan kötü huylu bir hastalıkla eş anlamlı. Oysa günlük pratiğin içinde tablo bundan biraz daha farklı ve daha katmanlı.
Kemik tümörü, en yalın tanımıyla, kemiğin içinde ya da kemiğe komşu dokularda gelişen anormal hücre çoğalmasıdır. Bu oluşumların bir kısmı iyi huyludur, bir kısmı ise kötü huylu. Hatta bazı lezyonlar, teknik olarak gerçek bir tümör bile değildir; gelişimsel ya da reaktif süreçlerin bir yansımasıdır. Ama hasta açısından bakıldığında isimden çok davranış önemlidir: Bu lezyon ne kadar agresif, ne kadar hızlı ilerliyor ve çevre dokulara nasıl bir etki yapıyor?
Buradaki kritik mesele, kemik tümörlerinin ortopedik rahatsızlıklar içerisinde daha nadir görülen bir hastalık grubunu oluşturuyor olmaları. Bu nedenle kemik tümörlerinin neden olabileceği şikayetlere kulak vermek ve bu lezyonları erken tespit edilmeleri oldukça önemli.
Kemik tümörü nasıl fark edilir ya da kemik tümörü belirtileri nelerdir sorusunun tek bir cevabı yok. Çünkü bu hastalıklar tek tip bir belirtiyle gelmez. Ama bazı ortak özellikler vardır. En sık karşılaşılan şikâyet ağrıdır. Ancak bu ağrı, klasik mekanik ağrılardan biraz farklıdır. Başlangıçta hafif olabilir, aralıklı hissedilebilir. Zamanla daha belirgin hale gelir. Özellikle istirahatle geçmeyen, geceleri hissedilen ya da giderek artan kemik tümörü ağrısı dikkat gerektirir.
Şunu belirtmeden geçmek uygun olmaz: her gece ağrısı kemik tümörü anlamına gelmiyor elbette. Ama hiçbir gece ağrısı da tamamen önemsizdir diye geçiştirilmemelidir. Klinik karar dediğimiz şey zaten bu ayrımı doğru yapabilmekten geçer. Bazen ağrıya bir şişlik eşlik edebilir. Hastaların bu şişlikleri fark etmesi haftalar, bazen aylar alabiliyor maalesef. Özellikle pelvis gibi derin yerleşimli kemiklerde bu daha da geç fark edilebilir. Daha nadir ama önemli bir tablo da patolojik kırıklardır. Yani altta yatan kemik zayıflığı nedeniyle, ciddi bir travma olmadan kemiğin kırılması. Böyle bir durumda, kırığın kendisinden çok, o kırığa neden olan süreci anlamak gerekir. Klinik pratiğin en kritik anlarından biridir bu.
Kemik tümörleri nasıl şikayetlere yol açar sorusunun yanıtı, aslında tümörün biyolojisiyle de doğrudan ilişkilidir. Yavaş büyüyen iyi huylu lezyonlar uzun süre sadece hafif bir rahatsızlık hissi gelişirken, agresif tümörler, kısa sürede belirgin ağrı, şişlik ve fonksiyon kaybına neden olabilir. Ewing sarkom gibi bazı kötü huylu kemik tümörlerinde ateş ve halsizlik gibi sistemik bulgular da tabloya eklenebilir. Bu nedenle bazı durumlarda kemik kanseri belirtileri, ilk bakışta bir enfeksiyonu andırabilir.
Kemik tümörlerinin türleri var mıdır sorusunun yanıtı ise evet, oldukça fazla. Kemik tümörlerini genel olarak iyi huylu ve kötü huylu olarak iki ana gruba ayırıyoruz. Osteokondrom, enkondrom, osteoid osteoma gibi lezyonlar sık gördüğümüz iyi huylu kemik tümörlerine örneklerdir. Kötü huylu kemik tümörleri ise daha nadirdir ama yaklaşım açısından çok daha dikkat gerektirir. Osteosarkom, Ewing sarkom ve kondrosarkom bu grubun en bilinen örnekleri. Bu tümörlerde erken tanı, doğru merkezlerde değerlendirme ve multidisipliner yaklaşım belirleyicidir.
Burada altını özellikle çizmek istediğim bir nokta var: Kemik tümörlerinin neden olabileceği şikayetlerin farkında olmak, tanı koymadaki olası gecikmeleri de azaltacak unsurlardan biridir. Uzun süren, karakter değiştiren ya da açıklanamayan kemik ağrılarında; eşlik eden bir şişlik varsa, ya da travma ile açıklanamayan bir kırık gelişmişse, bu durumların bir ortopedi ve travmatoloji uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerekir.
Kemik tümörü konusu, dikkatle ele alınması gereken bir başlık. Klinik deneyim de literatür de aynı şeyi söylüyor: Doğru zamanda şüphelenmek ve hastayı doğru şekilde yönlendirmek çok değerli. Kemik tümörü belirtileri çoğu zaman sinsi başlar; bu nedenle vücudun verdiği küçük sinyalleri ciddiye almak gerekir. Bir sonraki konumuz kemik tümörlerini ne zaman takip ediyoruz, ne zaman biyopsi uyguluyoruz, ne zaman ameliyat kararı alıyoruz soruları üzerine olacak. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.
Prof. Dr. Merter Yalçınkaya
Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı – Ortopedik Onkoloji
Bu yazı bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Tanı ve tedavi için mutlaka bir hekime başvurunuz.